MENÜ


Ana Sayfa
Profilim
Arşiv


KATEGORİLERİM



SON YAZILARIM


BENİ SİZ ÖLDÜRDÜNÜZ
sevgililer günü
Her gününüz bayram olsun..! (Can Yücel'den)
Temizlik yaptım bugün...
eskiden


ARKADAŞLARIM


asaygur

kahkaha

mehpareogt

Özcan Çeltik

uzakdost

kosedekigolge

yasaksokak

yakamozdakigozler

aydın karahan

bilinen

meleksoylu

benduras

40ayak

Zeki Güneş

gtotama

mine altın

dilyadiyari

hurniya

datcamedya

radiokosedekigolge

Güneş Güneş

kitapbahcesiile

erenerge

lezzetvadisi

ilbikesultan



BAĞLANTILARIM



BLOG SAYACI


Mississippi Jones Act Lawyer
Mississippi Jones Act Lawyer Counter


CBOX





FEEDJİT


BURAYA KODLARI


BAŞLIK



TAKVİM






BAŞLIK



BAŞLIK


BURAYA KODLARI


BAŞLIK


BURAYA KODLARI


BAŞLIK


BURAYA KODLARI


BLOGCUYA UYARLAMA


KİANA

Copyright


Template creato da




BELİNAYLA





21/6/2008 - KEŞKE......................

Kategori: hikaye

Hadi her şeyi bir kenara bırak...bir mum yak ve içiyorsan bir de sigara...kapat gözlerini ve bütün "keşke"lerinle yüzleş bugün...

Hayatın sana küstüğü anları düşün ve onlara neden olan "keşke"lerini... hadi yüzleş... yüzleş ki; her "keşke" yi bir "iyi ki"ile sıvayabilesin.yüzleş ki yarın "ben bugün yeniden doğdum"diyebilesin.

Yaşamın senden aldıklarını...senin ondan çaldıklarını...her şeyden öte yaşadıklarını düşün...her "keşke"nin yerine bir iyi koy yaşadığın anlara ve anları böl yıllara...hadi "keşke"lerini say, senin için yüzlerce "keşke"nin karşısına bir "iyi ki" koy yaşanan anlara inat... hadi tart...  ve düşün hangisi ağır diye.

Ne çok şey almıştır zaman ve ne çok şeyi tüketmiştir farkına varmadan. insan en çok kaybettiği değerler için ağlar ve en çok yitik zamanlarda bıraktığımız "keşke"leri yaşarız ömrümüzde. ne çoktur dilimizdeki yeri ne çok anlam saklarız bu tek kelimede, ne büyük bir sırdır yüreğimizde son nefese kadar taşımamız gereken. peki ya "iyi ki" saklamak zorunda olmadığımız en karanlık gecede bile bize ışık olan, herkesle paylaştığımız kaç tane "iyi ki" var hayatımızda.Sen her gece mumlar yakarsın ve ağlarsın en saf yanınla... ama "keşke"ler yapışır yakana.bir tünel olmalıdır hayatın karanlığında,ışığa uzanan bir dehliz...ne kadar yakındır oysa beklenen ışık.görürsün, ama yaklaştıkça kaybolur hayattaki "keşke"lerin gölgesinde.bütün renkler yitirir anlamını,bütün anlamlar kaybolur...kendini en mutlu hissettiğin anda bile bir "keşke"çıkar karşına seni umutsuzluğa sürükleyen...

İçeriyi "iyi"ki olan hiçbir "keşke" yoktur.Hadi her şeyi bir kenara bırak...bütün "keşke"lerin karşısına tek bir tane "iyi ki"koy...kapat gözlerini... ve düşün..."keşke"ler ıslıkla "iyi ki"ler yumrukla yıkılır unutma

Hadi "iyi ki" askerlerinde bir ordu kur kendine.bütün "keşke"lere savaş aç...pusuya düşür onları...denizden geçemiyorsan,karadan yürüt gemilerini.kavgada namertlik yoktur unutma.varsın senin için kalleş desinler.sırtından kurşunla onları.sonra bir dar ağacı kur yüreğinde,geri kalan bütün "keşke"leri idamla yargıla ve as...yürü ardında bakma-dan,başın dik olsun,muhteşem bir savaş kazanmış muzaffer bir komutan edasıyla yürü.adımların hiç tereddüt etmesin "iyi ki"lere giderken."zorbalar görünüşte galiptir" unutma***

Çünkü keşkeler yok artık... yokuş yok...viraj yok...artık ömrünün her karesini dilediğin renge boyayabileceğin bir yol var önünde. hep "iyi ki"lere uzanan hep "iyi"lerin olduğu.boya dilediğince boya...her umut ayrı bir renk,her hayal bir desendir avuçlarında unutma.

Yaşam bir düş değildir.hangi rüyayı görmek istiyorsan onu hayal edersin ve kapatırsın gözlerini.bırak hayat bütün "keşke" yapraklarını döksün takviminden.dünün hükmü dünde kalmıştır çünkü.

Tek kural vardır yaşamda "DÜŞÜN...İNAN...BAŞAR..."Hadi her şeyi bir kenara bırak... bir mum yak ve içiyorsan bir de sigara... birleştir kirpiklerini ve yeniden öğret gözlerine "iyi ki"leri görmeyi.

Eline bir sözlük al önce KEŞ sonra İYİ kelimelerinin anlamana bak.hadi karar ver... hangisini daha hoş geliyorsa kulağına yarın sabah onları kat hayatına... ... ... olur mu... ...

keşke'lerinizi iyi ki'lere dönüştürmeniz dileğiyle

alıntıdır...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



5/6/2008 - beklenen yagmur

Kategori: hikaye

Seneler seneler önce kaf daginin ardinda küçücük bir ülke varmis.Bu minicik ülkenin gururlu ama kibirli olmayan bilgin bir krali varmis.Hep beraber alacakaranlik kusagindaki minik ülkelerinde mutluluk içinde yasayip giderlermis.

Birgün kralin kahinleri gaiplerden bir haber getirmisler:
- Kral hazretleri yarin ögleden sonra bir yagmur yagacak,sakin bu yagmurda islanmayin !..Çünkü;bu yagmurda islananlar delirecek....çildiracak..demisler.Kral tesekkürler ve hediyelerle ugurlamis kahinleri.Bir anlamda verememis bu ise dogrusu..?

Ertesi gün kapkara bir bulut çöreklenmis,daglarinda nilüfer çicekleri açan bu güzel ülkenin üzerine..BEKLENEN yagmur yagmaya baslamis fütursuzca hiç bir seyden habersiz insanlarin üstüne....Ve kehanet gerçeklesmis,insanlar birer birer delirmeye baslamis..garip tuhaf hareketler yaparak kralin etrafinda dolasip duruyorlarmis kral olduguna bile aldirmadan..Ülke disaridan bakildiginda büyük bir timarhaneyi andiriyormus adeta..

Ilk zamanlar kral halinden memnunmus,bu kadar anormal insanin içinde akilli kalmak gizliden gizliye zevk bile veriyormus aslinda..Fakat günler geçtikçe hayat çekilmez bir hal almaya baslamis,etrafinda konusacagi,dertlesecegi,kendisini anlayan bir kisi bile bulamamak derinden yaraliyormus krali,kisa süre içinde sararmis solmus,izdirabindan yataklara düsmüs......Ve aci da olsa kararini vermis,kahinleri yeniden çagirmis saraya,bitkin bir halde dudaklari titreye titreye bu yagmur demis...bu yagmur ...bir daha ne zaman yagacak..BENDE ISLANACAGIM....

Kral pes etmis ama siz pes etmeyin,çünkü;akilli olan,normal olan sizsiniz,etrafinizdaki insanlarin anormal olmasi ve çogunlukta olmasi,sizin gibi düsünüp hissetmemesi ümitsizlige sürüklemesin,direnin..savasin..kendi dogrularinizi yasayin,baskalarinin dogrularini degil...

alıntı....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



2/6/2008 - içimdeki çocuğa mektup...

Kategori: hikaye

 

Gece, en karanlık anlarını yaşarken,
Saatin hiç bir anlam ifade etmediği, burnumu sızlatan yalnızlık kokularının etrafı sardığı, anlamca en anlamsız bir an.
Ciğerime, dumanını rüzgara katan bir solukla anlattım ne varsa kıyı köşede.
Yani, yine yüreğimi açtım, içimde eski bir kitap gibi bir köşede unutulmuş o masum çocuğa.
O sessiz, suspus duran çocuğa.
"Konuş benimle çocuk" dedim. "içimdeki zehrimi akıtıyorum sana. Konuş benimle".
"Dur! Ağlama". diyorum.
Sen. İçimde gözleri mahmur, nefesi uyku kokan çocuk. Küstün mü yoksa bana?
Sen, yüreğimin soğuk kaldırımlarında oturan,
Sıkıldıkça gözyaşlarıma tutunup dışarı bakan,
Arada bir sıcak bir tebessüm olup kendini hatırlatan,
En temiz çocuk değil miydin?
Hep beni dinleyen, benimse hiç dinlemediğim nazlı çocuk...
Ne zaman hıçkırsam, duyardın sesimi.
Neden bilmem ama, bir kez olsun duymadım senin hıçkırık sesini.
İçimi yakmadı sıcak gözyaşların.
Senin de bana muhtaç olabileceğini hiç akıl etmedim.
Üzdüm mü seni çocuk?
İncittim mi istemeden?
Unuttum seni aklımın en ücra köşesinde. Suçluyum...
Öldürdüm seni de, hakkım olmasa bile.
Kendi ölümlerimin azrailine teslim ettim hiç acımadan.
Özür diliyorum senden şimdi nazlı çocuk.
Konuş benimle. Hadi çocuğum. Hadi çocukluğum konuş benimle.
Konuş yine eskisi gibi.
Tıpkı senin çağlındaki benimle konuştuğun gibi...
Gecelerimin uykusuzluğunda yalnız başına gezinen çocuk...
Arkadaşım ol tekrar.
Geç de olsa anladım benim için "ben" anlamına geldiğini.
Hadi tıkama kulaklarını.
Duy sesimi!
Bak yüzüme ne olur.
Uyan, aç gözlerini!
Özledim seni.
Yine oyna benimle.
Güldür yüzümü yeniden ve al beni bunalmış rüyalarımdan, götür çocuk dünyana...
Bak, başucunda gözlerini açmanı bekliyorum.
Kapında çocukluğumu arıyorum.
Aç kapını, al beni de içeri.
Unutmalıyım yaşamın en acı gerçekliğini seninle...
Affet beni. Affet ne olur.
Uyan.
Bekliyorum...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



1/5/2008 - Beyaz Gardenya

Kategori: hikaye

 

12 yaşımdan bu yana, her yıl doğum günümde bana, kimin gönderdiği belli olmayan beyaz bir gardenya gelirdi. Üzerinde ne bir not, ne de bir kart olurdu. Çaresiz bir şekilde çiçekçiyi aradığımda ise ödemenin peşin yapıldığını söylerlerdi.

   Bir süre sonra, çiçeği gönderenin kimliğini öğrenme çabalarımdan vazgeçtim. Yumuşacık, pembe kâğıtlara sarılmış sihirli bir görünüm sergileyen beyaz çiçeğin baş döndüren kokusunun ve güzelliğinin tadını çıkarmaya başladım.

   Fakat, hiçbir zaman da gönderenin kim olduğu üzerine hayaller kurmaktan vazgeçmedim.

   En mutlu anlarım, kimliğini saklayan bu çok utangaç, ama tuhaf, aynı zamanda heyecan verici ve harika insanın kim olduğunu düşünerek geçti.

   Ergenlik dönemimde, çiçeği gönderenin beni çok seven ya da benim tanımadığım, ama bana hayran bir erkek olduğunu düşünmek çok zevkliydi.Annem genellikle benim bu hayallerime katkıda bulunurdu.

   Bana sık sık, bu kişinin iyilik yaptığım ve teşekkürünü bu biçimde dile getirecek biri olup olmadığını sorardı. O zaman, bisikletime binerken, küçük çocuklarıyla alışverişten eli kolu dolu olarak evine gelen komşumuzu anımsardım. Çünkü, her zaman o komşumuzun aldıklarını arabasından eve taşımasına yardım eder ya da çocukların yola fırlamalarını engellerdim.

   Çiçekleri gönderen, belki de caddenin karşısındaki evde oturan yaşlı adamdı. Kışın buz tutan merdivenlerden inerken düşmemesi için, posta kutusundaki mektuplarını ben alır götürürdüm evine.

   Annem, gardenya konusunda hep hayal gücümü kullanmama yardım etmiştir. Çocuklarının hep yaratıcı olmalarını isterdi. Ayrıca, sadece kendisinin değil, tüm dünyanın bizi sevdiğini hissetmemizi isterdi.

   17 yaşıma geldiğimde, bir erkek kalbimi kırdı. Beni telefonla son kez aradığı gece, uyuyana kadar ağladım. Ertesi sabah uyandığımda, aynamın üzerine rujla yazılmış bir not buldum:

   - "Yarı-Tanrılar çekip gittiklerinde, gerçek Tanrılar ortaya çıkarlar. Unutma!" Emerson'un bu sözleri hakkında uzun uzun düşündüm ve çektiğim acılar yok olana kadar da annemin yazdıklarını aynamdan silmedim. Cam siliciyi elime aldığımda annem gerçekten iyileştiğimi biliyordu artık.

   Fakat, elbette annemin iyileştiremeyeceği yaralar da aldım. Liseden mezun olmadan bir hafta önce babam bir kalp krizi geçirip öldü. Duyduğum üzüntü bir anda terkedilmişliğe, korkuya, güvensizliğe ve öfkeye dönüşmüştü.

   Babam, yaşamımın en önemli olaylarının birinde beni terketmişti. Yaklaşmakta olan mezuniyet törenim, sahnelediğimiz oyun ve balo artık hiç ilgimi çekmiyordu. Oysa, bütün bunlar için uzun bir zaman çalışmıştım ve mezuniyet günümü dört gözle bekliyordum.

   Üniversiteye gitmeyi çok istememe karşın, kendimi daha güvende hissettiğim için evden ayrılmamayı bile düşünmeye başlamıştım.

   Yaşadığı büyük acı bile annemin duygularımı anlamasını engellememişti. Babam ölmeden bir gün önce, baloda giyeceğim elbiseyi satın almak için alışverişe gitmiştik ve çok güzel bir elbise beğenmiştik. Kırmızı, beyaz ve mavi puanlı, çok güzel bir elbiseydi. Elbiseyi giydiğim zaman kendimi Scarlet O'Hara'ya benzetmiştim. Fakat, elbisenin bedeni büyüktü ve ertesi gün babam ölünce, elbise tamamen aklımdan çıkmıştı.

   Oysa annem unutmamıştı elbiseyi. Balodan bir gün önce, bir de baktım ki elbise oturma odamızdaki kanepenin üzerinde beni bekliyor - hem de benim bedenimde. Benim için o elbisenin hiçbir önemi kalmamıştı, ama annem için çok önemliydi.

   Çocuklarının kendilerini nasıl hissettikleri her zaman onun için çok önemli olmuştu. Bize, çirkinliklerde bile bir güzellik bulmayı öğretmişti.

   Annem çocuklarının kendilerini gardenya gibi görmelerini istemişti - güzel, güçlü, mükemmel ve sihirli ve belki de biraz gizemli bir koku ile birlikte.

   Annem, ben 22 yaşıma geldiğimde öldü ve ben annemin ölümünden 10 gün sonra evlendim. Gardenyalar o yıldan sonra gelmez oldu.

alıntı...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



21/4/2008 - bazen...

Kategori: hikaye

 

Bazen yorar insanı küçük seyler; büyük sırlar vardır küçük seylerin
içinde.
Açıldıkça açılır, boyuna posuna bakmadan...

Bazen dinlendirir insanı uzaklar; uzakliğa bir yakınlığı vardır
gözlerin.
Gözlerin olduğu kadar gönlün de...

Bazen durur tüm adımlar; adamların tembelliğinden değil, yolların
düsündürücülüğünden.
Öyle çetrefillidir ki, susar ayaklar da kimi zaman...

Bazen sorar gözler, diller kabul etse bile.
Maharet gözleri bile ikna etmektir, güzel söz söylemek değil.

Bazen durur dünya, inecekler iner, sonra yoluna devam eder.
Ne var ki, herkes için o durus anı farklıdır.
Kimisi içinse hiç dönmez dünya, ki o da apayrı mesele.

Bazen herseyi bir mimik anlatır, bazen gözyası, bazen bir kelime.
Ne kadar da ağır gelir söylemek bazen bir kelime bile.

Bazen bir anı, bir ömür kokar.
Bazen bir daha yasayamayacağını hisseder insan içinde bulundugu ânı.

Bazen sair olur insan, mısra kuramaz.
Bazen mısra kurar insan, sair değildir.
Bazen hiçbiridir, ne diyecegini bilemeyen sıradan biridir iste...

Bazen yasadıgını daha çok hisseder insan, öleceğini unutur büsbütün.
Bazen yasadığını tamamen unutur, hatta bazen her ikisini de.

Bir anı bir anına uymaz derler ya insan için, ya bütün anları
birbirinin aynı olsaydı.

Bazen korkutmaz mı bu ihtimal insanı?
Bazen korkar insan gölgesinden.
Gölgesinin şahsında kendisinden.
Zira kendi vücudu geçmistir günesin önüne. Kendi eseridir gölgesi.

Bazen susar insan, dudaklari çatlar susuzluktan.
Bazen susar insan, söylenecek çok söz varken bile.
Bazen dolar insan, kimse anlamaz.
Bazen herkes anlar, kendisi kendisini anlamaz.

Yalnızdır bazen insan, öyle yalnız bakar ki dünyaya.
Bazense hiç yalnız değildir, nasıl baktığını bilirse.

Bazen büyük görür insan kendini, ne acizliktir! Bazen aciz görür, ne büyük bir görüs!
Bazen, 'bazen' değil, 'her zaman' demek gerek.
Ama bilmek gerek, ne zaman?

Her 'bazen'in bir zamanı vardır..

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- :: Sonraki Sayfa ->








REKLAM ALANI


KODLARI


BAŞLIK


BURAYA KODLARI


BAŞLIK


BURAYA KODLARI


ARKADAŞ BANNERLERİ


Glitter Photos

SAAT









BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLAR


BAŞLIK


KODLARI


RESİM



BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI

BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI


GİF




BAŞLIK


KODLARI


BAŞLIK


KODLARI



[Sitene Ekle]