MENÜ
KATEGORİLERİM
SON YAZILARIM
ARKADAŞLARIM
BAĞLANTILARIM
BLOG SAYACI
Mississippi Jones Act Lawyer Counter
CBOX
FEEDJİT
BURAYA KODLARI
BAŞLIK
TAKVİM
BAŞLIK
BAŞLIK
BURAYA KODLARI
BAŞLIK
BURAYA KODLARI
BAŞLIK
BURAYA KODLARI
BLOGCUYA UYARLAMA
Copyright
BELİNAYLA
7/4/2009 - BENİ SİZ ÖLDÜRDÜNÜZ![]() BENİ SİZ ÖLDÜRDÜNÜZ Daha on üç yaşındaydım Ömrümün en güzel çağında... En deli dolu düşler, hayaller rüzgar gibi başımda Ve en büyük özlemlerim yarınlarımda Bir büyüsem 'bilim adamı' olacaktım kesin Bulmak için mutluluğun formülünü Ve en doğru adresini Ve de duyurmak için taş kalpli insanlara İnsanlığın sesini... Oysa bir sabah Benden önce büyüdü çığlıklarım apansız Yeri göğü inletti isyanlarım, feryatlarım Çünkü Bir deprem kopmuştu yüreğimin tam ortasında Siz yaşarken her zaman ki gibi Vurdumduymazlığın kollarında Ve en tatlı uykunuzda... Bağırdım Dağlar, taşlar uyandı çığlıklarıma Denizler yandı yangınlarıma Gökte yıldızlar ağladı Benim bu zavallı yalnızlığıma Bir tek sizi uyandıramadım Bir tek sizi! ... Sanki yaşayan bir ölüydünüz Duymadı o taş yürekleriniz son sözlerimi Öylesi sağır öylesine kördünüz Hayır... Hayır deprem değil! Beni siz öldürdünüz! ... O benim babamdı Dünyaya meydan okuyan O en büyük, O en kahraman, Dünyanın en ağır yükü omuzlarında Ve en güzel gülüşü bakışlarında İlk kez yenik düştü O Allah'ın belası O kör olası Son sabaha... O benim annemdi Dünyanın en güzel annesi O benim gözbebeğim Ben onun birtanesi Yuvamızı başımıza yıktınız Sarılır gibi onun sımsıcak kucağına Tutunur gibi o ipek saçlarına Sizin bitmez uykularınıza inat Takarak kollarıma bir kanat Uçtum bir kuş gibi En acı sondan En kutsal bir sonsuzluğa İşte o an Gözlerimde bir mum gibi söndünüz Çünkü... Ne görecek gözünüz vardı Ne de yüzüme bakacak yüzünüz Yoktunuz, hiçtiniz! Aynalar kırılıyordu yüzünüzde Siz depremden bile önce çöktünüz O gün yalnız beni değil... Annemi de öldürdünüz! ... Ne arkadaşım var artık Ne öğretmenim Ne okulum Ne yarınım ne de umudum! Alın sizin olsun bütün saltanatıyla dünya Bütün sahteliğiyle hayat Alın kucaklayın gönlünüzce O bitmeyen ihtiraslarınızı O dinmeyen bencil aşklarınızı! Size dur demeye bile vaktim yok artık Nasılsa birgün anlarsınız günahlarınızı! NAsılsa birgün görürsünüz yalanlarınızı! Siz ki herşeyi bizden iyi bilen Siz ki herşeyi bizden iyi gören Siz ki bizi ölmeden toprağa gömen Yine siz kazandınız Her yerde siz Her zaman siz En büyük siz Siz kim misiniz? Onu siz benden daha iyi bilirsiniz!.. AHMET SELÇUK İLKAN |
|
|
14/2/2009 - sevgililer günü
|
|
|
2/12/2008 - Her gününüz bayram olsun..! (Can Yücel'den)![]() Zamanla anlıyor insan: 3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte Bir şey bayram... Hayata rasgele serpiştirilmiş ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır. *** Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan... Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık... Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır. Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp "Çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek... Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır. *** Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır. Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle... Vuslat da bayramdır öte yandan... Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak, deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır. En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır. Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır. "Ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır. Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram... *** Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp uzun bir yola çıkıvermek bayramdır. Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır. Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır. Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır. Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram... Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. "İyi ki yanımdasın" bayram, "Her şeyi sana borçluyum" Bayram, "Hiç pişman değilim" bayram... *** Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır. Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır. Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram... *** Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır. Her gününüz bayram olsun..! tüm blogcu dostlarımın şimdiden bayramını kutluyorum |
|
|
28/8/2008 - Temizlik yaptım bugün...Temizlik yaptım bugün...Hem de tüm benliğimde Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim. Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce. Görmenizi isterdim. Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış,inanmazsınız. Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle. Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını. Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim. Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye. Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası. Bakmadım, merak da etmedim. Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki. Kıskançlığımı çıkardım. Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu. Sevindim. Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum. Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde. Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum. Sıra korkularıma gelmişti. Çıkarmaya bile korktum önce. Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya. Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır, İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım. Yerini,toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler. E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara. Her gün yeni yeni korkular ekleyip,endişelerimle sulamıştım. Mutluluklarımı, ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an. Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim. Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım, böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı. Çok zorlandım korkularımla. Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi. Kenetlenmişlerdi adeta. Ama onları da sevgiyle çıkardım.. ve onları yaşamaktan,hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan, pişmanlık duymadan çıkardım.. Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum. Temizlik yaptım bugün.. Bahar temizliği. Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim.. Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim.. Korkusuzlukları ektim alabildiğine... Saatlerce ektim korkusuzluğu... Mutluluk ektim, doğallık. Sonsuzluk... Bağışlama ektim. Sevgi ektim her hücreme. Coşku, heyecan, sessizlik ektim. Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana... Kabullenme ektim. Baş eğme değil. Olduğu gibi kabullenme... alıntıdır.. |
|
|
12/8/2008 - eskiden
|
|
|
| <- :: Sonraki Sayfa -> |
